Salı , Aralık 1 2020
Anasayfa / Anasayfa / CHP MUHTARLARLA BİR ARAYA GELDİ…

CHP MUHTARLARLA BİR ARAYA GELDİ…

Cumhuriyet Halk Partisi Fethiye’deki mahalle muhtarlarını kahvaltı etkinliğinde bir araya getirdi.  Yoğun katılımın olduğu kahvaltı etkinliğine CHP Muğla Milletvekilleri  ile CHP Fethiye İlçe yönetimi katıldı. Etkinlikte; CHP ilçe başkanı Kullukçu;  Fethiye’nin mahalle muhtarlarına CHP genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun göndermiş olduğu mektupları teslim etti.

Samimi sohbet havası içersinde gerçekleşen kahvaltı etkinliği ile ilgili basın mensuplarının sorularını yanıtlayan CHP Fethiye ilçe başkanı Ali Özgür Kullukçu “Burada muhtarlar derneğimizin önderliğinde Fethiye’mizin güzide muhtarlarıyla Cumhuriyet Halk Partisinin 3 değerli milletvekiliyle karşılıklı bir değerlendirme toplantısı, hasbi hal yapıyoruz. Ülkemizin gündemi, sorunlar, yereldeki sorunlar ve tabi ki çok önemli bir tarihsel dönemeç olan 16 Nisan referandumuyla ilgili görüş alışverişinde bulunuyoruz. Değerli muhtarlarımız bizleri kırmadılar, geldiler, hep beraber, buradayız. Fethiye’mizin, Muğla’mızın ve Türkiye’mizin sorunlarını birlikte değerlendiriyoruz. Hep birlikte birbirimizle görüş alışverişinde bulunuyoruz. Ben sayın muhtarlarımıza bu toplantıya icap ettikleri için çok teşekkür ediyorum. Ben inanıyorum, yaptığımız tüm çalışmalarda onu gösteriyor. Fethiye kararlılığını 16 Nisan 2017 Pazar günü sandıkta gösterecek. Bu bakımdan hepimizin gözlerinde o umudu ve ışığı görüyorum. Tüm Fethiyelilerde buna inansın. Hepimiz 16 Nisan’da sandık başında olalım ve Türkiye’nin geleceği için hayır diyelim” dedi.

AKIN ÜSTÜNDAĞ “EĞER EVET DENİRSE CUMHURİYETİMİZİN DEMOKRATİK ÖZELLİĞİ ORTADAN KALKACAK”                                                                                                                                                            Toplantıda bir konuşma yapan CHP Muğla Milletvekili Akın Üstündağ “Bizim asıl amacımız bilgilendirmedir.  Özellikle 18 maddelik referandum payına yapılan anayasa değişikliğinin;  18 maddesinin neler getirdiğini  ve neler götürdüğünü halkımıza anlatmaya çalışıyoruz. Bunu  yaparken de gerek yerel, gerek siyaseti bir kenara koyuyoruz çünkü bu referandum partiler üstü bir durum şuan da hiç kimseyi bir yere getirmek için çekmiyoruz ne cumhurbaşkanı seçiyoruz, ne milletvekilleri seçiyoruz, ne yerel yöneticiler seçiyoruz, ne belediye başkanı seçiyoruz nede muhtar seçiyoruz ne yapıyoruz biz burada değişikliğinin yanlış mı doğrumu olduğunu halka sorarak bizim kendi fikrimize göre zararlı bir değişlik olduğunu bizim toplumsal yapımıza zararlı bir değişiklik olduğunu eski Türklerden İslamiyet ten bu yana böyle tek adama bütün yetkileri verilmediğini bizim kültürümüzde tek adam değil bir danışma bir istişare kurumları ile beraber kendi kültürümüzü oluşturduğumuzu ve parlamenter sistemin bizim kendi kültürümüze daha uygun olduğunu söylüyoruz. Nitekim maddelere baktığımız zaman gerçekten bu değişikliğe evet demek çok zor bir şey evet denmemesi gerekiyor eğer evet denirse cumhuriyetimizin  demokratik özelliği ortadan kalkacak, evet denirse bütün yasama, yürütme ve yargı tamamen bir kişinin eline verilmiş olacak ve en kötüsü partili bir cumhurbaşkanı olacak cumhurbaşkanını partili olması biri demek bir parti devleti devletin parti partinin de devlet olması anlamına gelir buda tamamen ülkemizde ki demokrasiyi ortadan kaldırır ve bir daha korkarım ki böyle bir değişiklikten sonra bir geri dönüşü sağlayamayız özellikle diktatörler yüzde 90 ların üzerinde oy alarak devamlı ilerlerler çünkü bütün seçim olanaklarını, kamun imkânlarını, devlet partilerini ortadan kaldırarak muhalefetin sesinin duyulmasını engelleyerek kendileri devamlı hemen hemen oyların tamamı alır pozisyona gelir onun için böyle bir sistemde tek adam bugün olmazsa yarın yarın olmazsa daha sonraki günlerde yıllarda belki 20 yıl, belki 50 yıl sonra beklide 100 yıl sonra buraya bir diktatör hediye etmiş oluruz. Bu değişikliklerle bu yetkilerle bu kesinlikle kabul etmiyoruz zaten dolaştığımız zamanda Muğla da ve birçok illere de gittik orada vatandaşımızı olayın farkında bu değişikliklerin kendi hayatın nasıl etkileyeceğini özellikle biliyor;  birçok yere gittiğimiz zamanda zaten vatandaş bize söylüyor biz onlara söyleyeceğimize niye hayır denmesi gerektiğini bize söylüyor. Buda güzel bir şey insanlar bilinçli ama ben vatandaşlarımıza şunu da rica ediyorum özellikle oy kullanmayan oy kullanmama eğilimi olan herhangi sebeple, herhangi bir gerekçeyle şimdiye kadar o sandığa gitmeyen dostlarımızın, arkadaşlarımızı, vatandaşlarımızın mutlaka sandığa gitmesi gerekiyor. Onun için herkesin bir seferberlik hali içerisinde oy kullanmaya gidip kendi tercihlerini ortaya koyması gerekiyor biz vatandaşlarımızın bu görevi yapacağını kendi çocukları için kendi gelecekleri için kendi torunları için bu görevi yerine getireceklerine inanıyorum” dedi.

“NURETTİN DEMİR YURT DIŞINDAKİ SANDIKLAR İLE İLGİLİ BİLGİ VERDİ”

Milletvekili Akın Üstündağ’ın konuşmasından sonra CHP Muğla milletvekili prof. Dr. Nurettin Demir basın mensuplarının sorularına yanıt verdi. Demir konuşmasında  yurt dışı sandıkları ile ilgili bilgi verdi.  Demir açıklamasında “Türkiye’nin her yerinde, her kasabasında, köyünde, mahallesinde insanların referanduma  büyük ilgi gösterdiklerini görüyorum.  Bu sevindirici bir olay hem demokrasi açısından hem de Cumhuriyet açısından çok önemli bir gelişme olmaktadır.  Çünkü cumhuriyete sahip çıkma anlamında; halkın büyük duyarlılık içerinde olduğunu görüyorum” dedi. Yurt dışında ki oy kullanma işlemi hakkında bilgi veren Nurettin Demir; Avustralya ve Yeni Zelanda’ya gittiğini söyleyerek  “Cumhuriyete sahiplenmeyi  sadece Türkiye de değil, yurt dışında da görmekteyiz.  Avustralya ve Yeni Zelanda’daki yurttaşlarımıza da çok yakın bir şekilde Türkiye de ki referandum olayını takip ettiklerini ve onlarında sandığa gitmek için büyük bir çaba içerinde olduklarını gördük.  Avustralya da 3 sandık var, Yeni Zelanda da ise  1 sandık var. Avustralya da bu kadar vatandaşımızın yaşadığını bilmiyordum. Yaklaşık 125 bin üzerinde Türk var ve 45-46 bin dolayında da seçmen var.  Bu seçmen kesimleri olan çok yerde toplantılar yaptık.  Gazetecileri ziyaret ettik.  Özellikle oradaki  gazeteci arkadaşlarımızın da sizlere çok selamı var.  Çok yoğun bir şekilde izliyorlar. Türkiye de şuan da referandumla ilgili 2 tane büyük sandık var biri Türkiye genelinde olan sandık öbürüde dünya genelinde olan sandık var” dedi.

“MİLLET  KENDİ ELİNDE Kİ GÜCÜ TESLİM ETMEYECEKTİR”                                                                                          “Biz evet olasılığını hemen hemen hiç görmüyoruz ’’Hayır’’ çıkacaktır” diyen Nurettin Demir “halkımız Cumhuriyete ve Demokrasiye sahip çıkacaktır. Çünkü Atatürk bize “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” demişti. Millet  kendi elinde ki gücü teslim etmeyecektir.  Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a karşı tavrımız söz konusu olamaz. Zaten 15 yıldır her koşulda iktidar ama daha fazlasını neden istediğini kendileri izah edemiyorlar,  ondan sonra neler olur.  Türkiye de işte önemli olan bu; bir daha geri dönüşü olur mu? Tabi ki çağdaş demokrasilerde çözüm var ama bu son seçimde olabilir çok denetimsiz Türkiye büyük millet meclisine yani parlamentonun etkinsiz bir şekle getirildiği ve etkisinin olmadığı durumda zaten dibe çökmüş olan ekonomisi çok daha kötü tabloya gideceği ve bu tabloda da Türkiye büyük bir kaosa, büyük bir kargaşaya gitme tehlikesinin olduğunu görüyoruz. Geldiğimiz noktaya baktığımızda;  dünya da 220 devlet var bu 220 devletin 160’nın Türkiye ye sırtını döndüğünü görüyorum. Ben Avustralya da çok ilginç bir haberle karsılaştım. Milyoner bir vatandaş Türkiye de artık bir gelecek göremediği için özellikle bu referandum ortamından çok huzursuz olduğu için 17 milyon lira parayla Avustralya ya iş yapmaya gidip geldiğini duydum.  Gerçektende üzüldüm. Yani biz bırakın dünyadan sermaye gelmediğini; Türkiye’de ki sermaye’nin de dışarıya kaçtığını görüyoruz ve bu ortamda o zaman bizim demokrasimize, parlamenter sistemimize daha güçlü bir şekilde sahip çıkmamız lazım. Ben özellikle batıda, batı Anadolu’da, Ege bölgesinde, İstanbul’da, Marmara da, Akdeniz de daha önce görmüş olduklarını iç kesimlerde de  görüyorum. İl il  dolaşıyoruz.  Kırıkkale’ye gittim.  Kırıkkale deki ve orta Anadolu da insanlarımızın evet biz bugüne kadar Belediye Başkanı da yaptık, Milletvekili yaptık, Cumhurbaşkanı yaptık daha hale neden böyle bir şey isteniyor buna cevap bulamıyoruz, diyorlar ve özelliklede cumhuriyetten yana yani hayırdan yana tavır koyacaklarını kararını vermiş olarak görüyorum.  O nedenle de çok mutluyum.  Biz o nedenle de hayırda ’’Hayır’’ olduğunu, hayır da gelecek olduğunu, umut olduğunu toprağının bereketli olduğunu toprağın rengi kahverengi halkımızın tercihi kahverengi olacaktır diye düşünüyorum” dedi.

“ 2019’DA BU YETKİLERİN BİR BAŞKA LİDERE DE AİT OLABİLECEĞİNİ LÜTFEN HESAP ETSİNLER”

Nurettin demir’in konuşmasından sonra CHP Muğla milletvekili Ömer Süha Aldan yapmış olduğu açıklamada “Bizim meydanlara pek çıkacak olanağımız yok. Çünkü bizim Devlet olanağımız olmadığı için meydanlarda çok fazla yer alamıyoruz;  maalesef… Evet – Hayır kampanyasında hayır bloğu bir hayli moralli. Hayır’ın önde gitti açık. Bence bu seçimde en güzel değerlendirmeyi meydanlar değil, yüzler veriyor. Aslında yüzlere bakmak, konuşma tarzlarına bakmak çok önemli. Bunlar çok önemli bir işaret. Eğer bir referandumda anayasa değişikliğinin maddeleri değil de bir anlamda liderler tartışılır hale geliyorsa ya da illaki liderler arasında bir çatışma gündemde tutulmaya çalışılıyorsa aslında bu bir anlamda o istenilen amaca ulaşılamadığının ve algı siyasetinin ülkeye egemen olduğunu gösteriyor. Biraz önce sayın vekilime bir soru da sordunuz. Onu da söyleyeyim. Şöyle bir şey var. Ben kesinlikle hayır oyu çıkacağını düşünüyorum. Biraz önce son gelen bir araştırma raporunu da kısmen buradaki arkadaşlarla da paylaştım. İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’i hiç söylemiyorum zaten hayır oyları bir hayli önde Muğla’da bir hayli önde. Bu anlamda hayır çıkacak. Evet çıkarsa şöyle olur. Herkes şunu da iyi bilmeli. 17 Nisan günü bu anayasa hükümlerinin hepsi uygulamaya sokulacakmış gibi bir intiba var. Sadece 2 madde var. Birincisi hâkimler savcılar kurulu seçimi 1 ay içinde yapılacak. İkincisi Cumhurbaşkanı artık partili olabilecek.  Onun dışındaki bütün hükümler yani kanun hükmünde kararname, meclisi fesh etme yetkisi 3 Kasım 2019’da yapılacak seçimde seçilecek. Cumhurbaşkanının kullanılacağı yetkilerdir. Herkesin  şunu bilmesi lazım. 3 Kasım 2019’da kimin cumhurbaşkanı olacağını hiçbirimiz bilmiyoruz. Türkiye’nin konjektörü değişebilir. Bu ülke siyasi tabloda önemli değişiklikler olabilir. Birincisi herkes şunu diyebilir. Ben kendi liderimi çok seviyorum. Onun için referandumun içeriğine bakmaya gerek görmüyorum. O yüzden vereceğim evet’i geçsin, gitsin diyebilirler.

“AZERBAYCAN’DA HAYDAR ALİYEV ÖLDÜ YERİNE OĞLU GEÇTİ”                                                                        Ancak 2019’da bu yetkilerin bir başka lidere de ait olabileceğini lütfen hesap etsinler. İkincisi benzer ülkelere baktığımızda bu seçimler bir defa yapılıyor. Yani örnek verirsek, Azerbaycan’da cumhurbaşkanlığı sistemi var, 5 yılda 1 seçim yapılıyor. Suriye’de cumhurbaşkanı Beşar Esad 5 yılda bir seçim yapılıyor. Türkmenistan’da Türkmen başı cumhurbaşkanı orada da 5 senede bir seçim yapılıyor. Hüsnü mübarek zamanında Mısır’da 5 yılda bir seçim yapılıyordu. Ama bu düzende hiç birinin seçimi kaybettiği baki olmamıştır. Azerbaycan’da Haydar Aliyev öldü yerine oğlu geçti. Yaklaşık 30 senedir Azerbaycan devletinin başındalar. Mısır’da Enver Sedat’ın bir suikast sonucunda öldürülmesi üzerine Hüsnü Mübarek devlet başkanı oldu. Neredeyse 40 seneye yakın ülkeye hükmetti. Halk isyanıyla, Tahrir meydanını dolduran milyonlarla devrildi. Öte yandan Suriye’de Hafız Esad öldü yerine oğlu Beşşar Esad geçti. Neredeyse 40 yıldır o hanedan ülkeyi yönetiyor. Saddam keza öyle. Bunu şunun için söylüyorum. Biz bir seçim yapacağız. 2019’da biri bu ülkenin üstüne oturacak ve hepimizin tek partisi olacak. Çünkü bu seçimlerin hepsi hilelidir. Mısır’da da, Suriye’de de tamamıyla hileyle sonuç elde edilir. Yüksek seçim kurulu, hakimler, savcılar başkana bağlıdır. Seçim kurulu başkanlığı başkana bağlıdır. Emniyet müdürleri, valiler, jandarma komutanları hepsi başkana bağlıdır. Böyle bir ortamda seçimlerde bir başka muhalefet partisi ortaya çıkamaz zaten. 2019’da kim cumhurbaşkanı olursa hepimiz burada bulunan farklı siyasi düşünceye sahip arkadaşlarımızın hepsi tek bir partiye mensup olacak. Bunun başka yolu yok. Ya zindanlarda kalacağız, ya partinin neferi haline dönüşeceğiz. Halk aslında buna karar verecek. Türk milleti demokrasiyi çok iyi kavradı, demokrasinin ne demek olduğunu biliyor. Hukukun üstünlüğünü, anlamını çok iyi biliyor, idrak ediyor. Gördüğüm kadarıyla herkes şunu düşünüyor. Bir siyasi anlayış itibariyle düşüncemizden asla vazgeçmedik. Liderimiz kimse ona da değer veriyoruz. Ancak, o genel seçimdir. Bu ülkemizin geleceğine ilişkin bir meseledir. Bu meselede partizanlık yapmayacağız diyoruz. Buna da hak veriyorum. Bu hayır kampanyası CHP’nin tek başına yapabileceği bir kampanya değildir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin yüzde 25 – 30 oyu olsun. Yaklaşık yüzde 20 dolayında bir oya ihtiyaç var. Yani hayır kazandığı zaman bu CHP’nin başarısı olmayacak. Bu başarı demokrasiye duyarlı olan, hukukun üstünlüğüne inanan ve bu milletin yetkisini bir kişiye teslim etmeyi doğru bulmayan, memleketin tapusunu bir kişiye vermek istemeyen bir kitlenin zaferi olacaktır diyorum. Ve hayır’ın şimdiden hayırlı olmasını temenni ediyorum” dedi.

About egegazetesi

Check Also

CHP’li Alban: Siz Muğla halkıyla dalga mı geçiyorsunuz?

CHP Muğla Milletvekili Mürsel Alban, Göcek Tüneli’ni ve Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yapımı devam eden …