Cuma , Kasım 22 2019

Fethiye’den Bakıldığında Korumayı “Bu Kez Başsavcı Korumuş”

Adalet herkes için eşit işlemesi germektedir. Ama son zamanlarda buralarda Kamu gücünü kullanma, adaletin gücü ile yıldırma, ağır cezalara çarptırma, olmadı ders niteliğinde tutuklama yapılmasıyla sonuçlanmaya başladığını öğreniyoruz. Bu son olayda ben yurt dışındaydım. İki gün önce haberdar oldum. Fethiye İlçe Halkına  küfür etti denilen şoförlere neden inanmıyorsunuz da?   Tek başına olan korumanın sözüne itibar ediliyor? O silah düşmemiştir, o silah gösterilmiştir..  Yani tehdit niteliğinde şoförlere gösterilmiş olduğu savunuluyor. .Bu Koruma bu dava sonuçlanıncaya kadar görevinden uzaklaştırılmasının altı çiziliyor. Bura olayın Koruma kaynaklı olmasına rağmen faturanın sadece  şoförlere kesilmesi Korumanın Başsavcılık ve Savcılar ile korumaya alındığı Fethiye Halkına Ağır Küfür eden Koruma korunduğu yönünde konuşuluyor. Bu olayın ulusal yayında çıktığından dolayı ve yazılanların bu kadar güzel anlatılmasıyla bize yazacak çok fazla bir şey bırakılmamış durumda. Müyesser Yıldız’ın  yazısına noktasına virgülüne dokunmadan olduğu yayınlıyoruz. Biz yerel bir yayın organıyız, tarafsız olarak yayın yapmak için çaba gösteriyoruz. Yanlış tarafta veya doğru tarafta olan olmayanı kamuoyu değerlendirsin istiyoruz. Kimse ile husumetimiz söz konusu değildir.

“BU OLAYI ANKARA’DAKİLERİN DİKKATLERİNE SUNUYORUM”

MÜYESSER YILDIZ YAZDI

Yakın zamanda iki gazeteciye, gayet planlı-programlı saldırı düzenlendi. Yeniçağ Yazarı Yavuz Selim Demirağ beyzbol sopalarıyla öldüresiye dövüldü, günlerce hastanede yattı. Gazeteci-Yazar Sabahattin Önkibar da öyle, 10 günlük “İş göremez” raporu verildi. Ancak bu saldırıları yapanların teki bile tutuklanmadı. Benzer nice olaylar yaşandı, yaşanıyor!..

Şimdi Meclis gündeminde her derda deva olacakmış gibi sunulan yargı reformu var ya; 1 hafta önce Ege’deki büyük bir ilçemizde yaşanan bir park yeri kavgasını ve sonrasındaki gelişmeleri anlatmak istiyoruz.

Olayın tarafları öğrenci servisi şoförleri ile ilçenin Başsavcısının koruması.

Koruma, öğretmenlik yapan eşini okula bırakmak için geldiğinde, aracını daha çok servis araçlarının kullandığı cebe bırakır.

Ardından bir servis aracı gelir. Şoför, korumanın aracının arkasına park edip, öğrencileri indirir.

Okuldan çıkan koruma, servis aracının arabasının arkasına silme yanaştığını görünce, tartışma başlar.

Korumanın iddiasına göre, servis aracını çekmesini söyler, ama şoför, “Buraya park edemezsin. Buradan çıkmak, gitmek öyle kolay değil” diye tehdit eder. Sonra üzerine yürür. Diğer şoförler de gelir ve karşılıklı yumruklaşma yaşanır.

Tartışmaya yol açan servisin şoförü ile diğer şoförler ve tanıkların iddiasına göre ise polis olduğunu bilmedikleri kişi, “Aracı bilerek bu şekilde park etmişsin. Seninle uğraşırım” der. Bu arada ilçe halkına ağır küfürler eder.

Yumruklaşma sırasında, korumanın anlatımına göre, silahı yere düşer. Onların eline geçmemesi için eğilir, silahını alıp, yerine koyar.

Şoförlere göre ise bu kişi silahını çeker. Kim olduğunu bilmediklerinden ve ateş etmesine engel olmak için müdahale ederler.

Araya başkaları girer, taraflar ayrılır. Ancak kamera kayıtlarına göre, koruma bir kez daha şoförlerin üzerine yürür vs.

Sonrası malûm.

Taraflar şikâyetçi olur. Karakola gidilir. Polis, ifadeleri alır. Koruma, kendisine 4 kişinin saldırdığını söyler. Şoförler ise korumanın kendileri ve ilçe halkına küfretmesi üzerine arbedenin yaşandığını, olaya sadece 2 kişinin karıştığını anlatır.

Devlet Hastanesi’nden rapor alınır. Doktor, şoförlere, “Hayati tehlikesi yoktur”, korumaya ise “Hayati tehlikesi vardır. Kesin rapor beyin cerrahisi uzmanı tarafından verilecektir” şeklinde rapor düzenler.

Bu arada taraflar karakoldayken, ilçenin önemli eşrafından birisi buraya gidip, korumayla görüşür; İlçe halkına hakaret ettiği için olayı kendisinin büyüttüğünü, ancak şoförlerle konuşup, özür dilemelerini sağlayacağını söyler. İddialara göre, koruma ise, “Evet, ben o sözleri söyledim. Yine söylerim” deyince, eşraf, “Ne halin varsa gör” diyerek, karakoldan ayrılır.

Karakolda 1 gün gözaltında kalan şoförlerden 4’ü ertesi gün mevcutlu olarak Savcılığa gönderilir. Şoförlerin ifadesi müşteki-şüpheli, korumanınki sadece müşteki olarak alınır. Taraflar, karakoldaki ifadelerini tekrarlar.

Müşteki-şüpheli şoförlerin avukatlarının iddialarına göre, Savcı, Başsavcının olayı takip ettiğini belirtip, “Bunlar eşkıya” der.

Korumaya verilen “Hayati tehlikesi var” raporuna dikkat çeken avukatlar ise bunun yanıltıcı olduğunu, 10 dakika dahi gözlem altında tutulmadığını, ertesi gün eşini yine okula götürdüğünü vs. vurgular. Ayrıca korumanın mesleği gereği tahkikatın tarafsız yapılamayacağı endişesi taşıdıklarını, bu yüzden dosyanın Jandarma’ya verilmesini, soruşturmanın da “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlamasıyla genişletilmesini talep ederler.

Sonuçta Savcı, şoförlerden 2’sini tutuklanmaları talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne gönderir.

Yine avukatların iddiasına göre, Sulh Ceza Hakimi de, “Siz gangster misiniz? Size ne? Gerekeni Başsavcı yapar” dedikten sonra CMK 100/3’te sayılan katalog suçlardan olduğu gerekçesiyle 2 ismin “Kasten yaralama, tehdit ve hakaretten” tutuklanmasına karar verir.

KES-KOPYALA-YAPIŞTIR KARAR MI

Avukatlar, duruşma zaptını imzalamadan salonu terk eder.

Sonrasında stajyer avukatlardan birisi kararı almaya gittiğinde, gerekçe bölümünde “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” yazdığını görür. Bunun üzerine katipleri uyarır ve kararın o bölümü düzeltilir.

Sonrası daha ilginç!..

Tutuklama kararının üçüncü gününde olayın tarafı polisin korumalığını yaptığı Başsavcı, şoförlerin avukatını çağırır.

Çünkü CİMER, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve HSK’ya şikâyet gitmiştir.

İddialara göre, şunlar yaşanır.

Başsavcı, ilçe halkına küfredildiği iddialarına inanmamalarını, çünkü mikro milliyetçilik yapılmaya çalışıldığını belirtir. Avukat, şahitler olduğunu hatırlatınca da, “100 adam söylese inanmam. Sicili temiz. Kendisini çağırıp sordum. Ağlayarak ve çocuklarının üzerine yemin edip, ilçe halkına yönelik bir sözü olmadığını söyledi. Onun polis olduğunu biliyorlar, kasıtlı dövdüler” der.

Avukat, “Niye yapsınlar?” diye sorar ve koruma karakoldayken gidip, görüşen eşrafla aralarında geçen konuşmayı aktarır. Başsavcı da, “Onlar, ‘Biz sana gününü gösteririz’ deyince, belki o da bunları söylemiştir” cevabını verdikten sonra o eşrafın yanına gelmesini ister.

Görüşmede, korumanın sağlık durumu da gündeme gelir; Başsavcı, kulağının duymadığı bilgisini verir. Avukat, hiç gözlem altında tutulmadığını tekrarlayıp, 96 saat geçtiği halde hâlâ uzmana sevkedilip, kati raporun alınmadığına dikkat çeker.

Başsavcının buna cevabı, “Hayati tehlikesi olma, illa hastanede yatma sanılıyor. Bununki farklı bir hayati tehlike” olur.

Bugün itibarıyla durum mu?

İlçedeki STK’lar basın açıklaması yapmaya hazırlanırken, tutukluların ailelerinin, üzerlerine daha çok gelineceği endişesiyle buna sıcak bakmadıkları bildiriliyor.

Ve dahi koruma için ilçeden değil, ilden sağlık raporu alındığı ve raporda, “Bir kulağı duymuyor” yazdığı konuşuluyor.

Her haliyle ilginç bu olayı Ankara’dakilerin de dikkatlerine sunuyoruz.

Müyesser Yıldız Odatv.com Haberi derlen Mesut BÖLÜK

 

About egegazetesi

Check Also

Başkan Otgöz’e Destek Ziyareti

AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Abdurrahman ÖZ, Seydikemer Belediye Başkanı Yakup Otgöz’ü makamında ziyaret …